Ortadoğu Bunalımı


Öncelikle buradaki ilk yazım olması hasebiyle tüm okurları selamlıyor, bu şansı bana tanıyan Ajans Isparta`nın değerli yöneticilerine teşekkür ediyorum. 

 Aslında bahsetmek, eleştirmek ve fikir değişimi yapmayı umduğum bir çok konu var. Fakat hem gazetemizin hem de sabrınızın sınırları var. Bu yüzden belirli bir öncelik sıralamasıyla gitmek daha makul görünüyor. Kısa ve öz yani … 

 

 Mevsim sonbahar. Kış kapıda. Yine bildik sohbetler dillerde; arabasıyla bütünleşmiş halde yaşayan şehrimiz insanı tabi ki kent merkezindeki park yeri sorununu, öğrenci arkadaşlarımız bu yılki yeni ders ve hocalarını ve tabi barınma sorununu, emekli amcalarımız ise geçmiş günlerden kalma OKEY (Ephraim Hertzano adında Romanyalı bir Yahudi tarafından bulunmuş dikdörtgen şeklindeki taşlar, ıstaka denen ahşap veya plastik malzemeden imal edilen taşlarının dizilmesinde bir stand görevi gören dört adet araçtan ve bir de zardan oluşan günümüz şartlarında popüler bir oyun) zaferlerini anılaştırarak ve yapılan küçük hilelerin nasıl da fark ettirilmediğini keyifle tartışıyorlar.  Sizin anlayacağınız çok küçük ayrıntılar dışında şehir huzur ve güven içinde. Isparta’ya geleli çok bir süre geçmemiş olmasına rağmen insan hemen alışıp benimsiyor bu kenti … Sonra da ; keşke tüm Türkiye ve hatta tüm dünyada park sorunu yaşansa da bunca kan ve göz yaşı beslemese toprağı diyor kendi kendine. Meseleye bir de şu açıdan bakın. Mülkiyetimizde ne çok araç var. Bu çok da kötü bir durum sayılmamalı bana kalırsa. Diyelim ki şehrimizde her beş yüz kişiye bir motorlu taşıt düşüyor olsa, bu sebeple şehir meydanı, yol kenarları ve oto parklar boş kalıyor olsa (ki bu teoride park sorununu çözmüş olur) bu bizi daha çok mu mutlu ederdi ?  Geçelim… Sizi huzur dolu iç dünyanızdan Orta Dünya tabiriyle ‘’Shire’’ ınızdan çıkarıp dış dünyayı anlatmak istiyorum. Çok uzağı değil canım Güneydoğu Anadolu sınırımızı … Gündemde pek tabii Suriye (ki artık Suriye olarak anmak ne derece mantıklı bilemiyorum) ve Suriye topraklarındaki beklenmedik Rus Askeri varlığı devamında da bunun dünya kamuoyunda nasıl meşrulaştırılmaya çalışıldığı konusu var. Kimilerine göre basit bir askeri müdahale olarak görünse de Orta-Doğunun dengelerini tamamen değiştirecek bir gelişme olduğundan kimsenin şüphesi olmamalı. Orta-Doğu satranç tahtasının önemli oyuncuları olan Amerika ve Avrupa Rusları doğrudan hedef gösteremese de Türk Hava Sahasının ihlal edilmesi sonucu kısmen de olsa tepki göstermeyi başardı. Rus hükumetlerinin zaten Esad rejimi ve İran ile olan siyasi yakınlığı uzun süredir biliniyor.  Bölgedeki tek NATO üyesi ülkenin Türkiye olması aslında bir yerde Türkiye ve Rusyayı karşı karşıya getiriyor. İki taraf da ilişkilerin olumsuz yönde değişmesini istemese de bu son kaçınılmaz olarak görünüyor.  

 Türkiye NATO’dan destek umduğunu en başından beri birinci ağızdan ‘’NATO İttifakı Sınırları ihlal edildi’’ diyerek aslında çok açık belli etmişti. Fakat işler sarpa sarar da bir sıcak çatışma ortamı doğarsa Türkiye yetkilileri NATO’dan beklenen fiili yardımları alabileceği konusunda henüz emin görünmüyor. Umarız ki gelişmeler tahminler doğrultusunda gelişmez de Rus Askeri Güçleri geri çekilmeye ikna edilir. Aksi takdirde sıcak çatışma her an patlak verebilir.  

 Tüm ciddi otoriteler Esad Rejimiyle Rus hükumetinin anlaştığını biliyor ve doğruluyor. Bilinmeyen şey ise anlaşmanın içeriği. Yani sizin anlayacağınız ileri vadede Rusya Federasyonuyla bir toprak sınırımız olabilir. Bu çok ütopik görünse de Gürcistan ve Ukrayna gelişmelerini hatırlamanızı tavsiye ederim. Rusya bölgedeki eski gücünü ve etki alanını geri istiyor. Ve sanırım bunun kimse tarafından onaylanmasını da beklemeyecek gibi görünüyor.  

 Gelelim son söze … Bunca gergin gelişmeyi irdeledikten sonra biraz rahatlayalım. Çünkü Dünya Uzay Gününü (4-10 Ekim) yaşadığımız şu günlerde aman yeni bir gezegen bulunur da biter şu toprak kavgası diye çalışan bir avuç insan var. Onlara başarı dileyelim … Sanırım elimizden başka bir şey gelmez. Benim karalamamı okunmaya değer bulup okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir daha ki buluşmaya kadar esenlik içinde kalın …  

Stj.Av.Muhammet Ali Kurt  

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3230